Translate

Sayfalar

İzleyiciler

18 Ekim 2015 Pazar

Kayınvalidelerin en büyük korkusu dışlanmak

“Erkeğin ipteki cambaz gibi dengede durması lazım”İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesindeki The School of Life’ta (Hayat Okulu) 7 Kasım’da “Kayınvalide ve Gelin: Hayatta Kalma Kılavuzu” adlı bir atölye çalışması düzenlenecek. Üniversitenin Santralistanbul kampüsünde gerçekleşecek atölyenin başında Doç. Dr. dikmenYakalı Çamoğlu var. Ülke gündeminde pek çok konu varken neden kayınvalide-gelin ilişkisi diye merak ettik ve doktorasını Birmingham Üniversitesi’nde “Türk ailesi; gelin-kayınvalide, eltiler ve gelin-görümceler arasındaki ilişkiler” üzerine
yapan Çamoğlu’na sorduk.
-Kayınvalide-gelin ilişkisi hayatımızı ne kadar etkiliyor ki bunun üzerine bir atölye çalışması yapmaya karar verdiniz?
Çok etkiliyor. Özellikle Türkiye, Akdeniz ülkeleri ve Orta Asya ülkelerinde. Türkler çekirdek aile olarak yaşıyor görünüyor ama bu yanıltıcı bir şey. Herkes karar alma sürecinde etkili. Çocukların eğitimi konusunda amcaya, halaya danışılır. Aynı apartmanda otururuz. Bir katta hala, bir katta yenge yaşar.
-Anne-oğul bağlılığı toplumda pek kabul görmez değil mi?
Ben psikolog veya psikiyatr değilim ama ataerkil bir yapıda erkeğin kadına, özellikle de anneye bağlı olması hoş karşılanmaz. Ama anneden çok eşine bağlı olması da hoş karşılanmaz. Erkeklerin böyle ipte cambaz gibi bir dengede durması gerekiyor. O da çok kolay bir şey değil. Sonuçta bir insanın ilk aşkı annesi. Anne de buna alışarak bütün hayatını geçiriyor. Sonra birdenbire başka bir aşk çıkıyor. Ve o yeni gelen kişi yeni bir güç getiriyor. Erkek kime âşıksa, güç o kadında oluyor. Çünkü kadının başka bir gücü yok.
-Anne doğurup büyüttüğü erkeği başka bir kadınla paylaşmak zorunda. Kadın ise hayatını geçireceği erkeği annesiyle paylaşmak zorunda. Bu aralarında bir rekabet mi doğuruyor?
Yaptığım mülakatlarda kıskançlık hep ana temalardan biriydi. Kıskançlık ve sevgi bir arada gidiyor. Zamanın da kıskanılması var. Özellikle erkeklere boş zaman olarak bir tek hafta sonu kalıyor. Kadınların en büyük şikayetlerinden biri şu: “Hafta sonunu eşimle geçirmek istiyorum, halbuki annesi sürekli bir şeyler uyduruyor, çağırıyor.” Bir şekilde aile hayatına müdahale var. Anne de “Oğlumu, torunumu görmek” istiyorum diyor.
“Kayınvalide-gelin ilişkisi güç ilişkisidir”
-Roller farklı aslında değil mi?
Erken cumhuriyet dönemine baktığımızda kayınvalide-gelin ilişkisi güç ilişkisidir. Güç derken iktidarvari bir güçten söz ediyoruz. Ataerkil toplumlarda kadın gücü babadan alır. Kayınvalide bütün kadınları da yönetir. Gelin kendi rüşdünü ispatlayana kadar, çocukları büyüyene kadar kayınvalidenin eğitiminden geçer. Şimdi bu güç dengesinde bir kayış var. Yani kayınvalidenin elinden gelinin eline geçiyor. Dolayısıyla şu dönem yaşayan kayınvalideler gelinken ezilmişlerdi, kayınvalide olunca da gün yüzü görmediler. Yani bizlerin kayınvalideleri için çok şanslı bir dönem değil. Söz geçirememe,çok saygı görememe durumu var. Torununu görmek için bile mücadele etmek zorunda kalıyor. O yüzden başka yollardan stratejiler geliştirerek o eski kaybettikleri gücü devam ettirmek zorundalar. Bu da bir hayli yıpratıcı bir şey. Evladını kaybetmek, torununu görememek kabul edilebilecek bir şey değil.
“Erkek ‘kayınvalide-gelin sorunu yüzünden sıkıntıdayım’ diyemiyor"
-Kadınlar iş yaşamına girdikçe daha az görüşülür oldu. Şimdi ilişkiler daha düzeyli denebilir mi?
Daha az görüşüldüğü için gelinler daha memnun, kayınvalideler de daha mutsuz olabilir olsa olsa. Gelinler kayınvalideleriyle görüşmediklerinde bir şey kaybediyor gibi hissetmiyorlar. Gençlerin hayatının daha dolu olduğu bir dönem. kariyerleri, çocukları, kendi aileleri var. Oysaki kayınvalide emekli, bazen orta yaş bunalımında. Evlilik, önemli bir kurum. Bazen mücadele o kadar yoğun geçiyor ki erkek de bu işi dengede tutamıyor.
-Erkekler için hayatta en sevdiği iki kadın arasında kalmak çok zor.
Kadınlar bu sorunu açıkça ve rahatça yaşayıp paylaşabiliyor. Üzgünüm, endişeliyim, sıkıntıdayım diyebiliyor. Oysa erkek “Ben kayınvalide-gelin sorunu yüzünden sıkıntıdayım” diyemiyor.
-Kadınlar ne yapmalı? Birinin kocası, birinin evladı...
Bence kişilerarası iletişim becerilerini geliştirmeli. Bunun için bu atölyeyi yapıyoruz. Gidip sorduğunuzda hiçbir gelin “Ben kayınvalidemle oğlunun arasını bozmak istiyorum” demez. İdealde bütün kadınlar iyi niyetlidir.
-Normalde söylendiğinde batmayan bir laf kayınvalide/gelin söylediğinde batar.
İşte bu en enteresan taraf. Bunca mülakat yaptım, baktığınızda olayın özünde hiçbir şey yok. Genellikle dile dayalı. Peki neydi sorun; “Bana bunu dedi, bana şunu dedi”... Aslında hiçbir şey olmamış.
-Niçin böyle bir iletişim sorunu var?
Dün tanımadığınız insanla bugün en yakın ilişkiyi kurmanız bekleniyor. Hayattaki en yakınınız anneniz. Bu yabancı kadın gelecek ve ertesi gün bu ilişkinin aynısını tekrarlamanızı bekleyecek. Oysa sizin de beklentileriniz var. Aslında bilinçaltında kayınvalidelerinden kendi annelerinin olamadığı kadar iyi bir anne olmalarını beklerler. Filmlerden, kitaplardan, anlatılanlardan, duyduğu şeylerden korkunç bir önyargı dağı önünde. Üstüne üstlük dille ilgili bir problem var. “Kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse gelinin başını yararmış” gibi sözler var. Kaynana dili diye bir kaktüs var mesela. Bunlar bile kayınvalidenizi sevmeme adına sizi yapılandırıyor. Kayınvalidelerin ise oğlunu yetiştirirken hep hayalinde canlandırdığı hem görüntü hem karakter hem de beceri olarak bir gelin profili var. Şimdi bir de kariyer eklendi buna. CV’si de önemli artık.
“Kadının hâlâ ev işleri üzerinden yargılanıyor olması çok üzücü”
-Olumlu yanından bakarsak gelinin bir annesi daha oluyor ya da kadın, gelinini kızı yerine koyuyor.
İki tarafın da kültürel sermayeleri birbirine yakınsa daha iyi anlaşılıyor. Herkes sınırlarını daha iyi biliyor çünkü herkes kendi ailesinin normalini evrensel zannediyor. Yeni geldiğiniz ailedeki yapı ise çok farklı. Kendi ailenizle ilgili stratejileri çok iyi bilirsiniz. Yeni geldiğiniz aileyle başa çıkmayı bilmiyorsunuz. Ancak benim en üzüldüğüm nokta kadının hâlâ ev işleri üzerinden yargılanıyor olması. Bakıyorsunuz acayip kariyer sahibi bir kadın. Canı çıkıyor çocuğuna iyi bakacak, kariyerinde iyi olacak, bakımlı olacak, kocasını memnun edecek diye. Sonra kayınvalide “Bir çorba bile karıştıramıyor” diyor.
-En sinir bozucu hareketler nelerdir? Hem kayınvalide hem de gelin açısından?
Gelinlerin en çok gücüne giden şey düzeltilme ve değiştirilmeye çalışılması. Anneliğiyle, ev işleri ve görüntüsüyle ilgili müdahaleler gelinlerin en çok sinir olduğu durumlar. Kayınvalidelerin ise en büyük problemi herhalde dışlanmak, torununu istediği kadar görememek.
“Oğlan âşıksa, eşinin arkasında fazla duruyor”
-Annelerin oğluna beğendiği gelinlerle de sorun çıkıyor mu?
Çıkıyor. O zaman ilk iktidar gücü kayınvalidede oluyor çünkü seçen pozisyonunda. Oğlan âşıksa gelinin fazla arkasında duruyor, kayınvalide gücünü kaybediyor.
-Avrupa’da gelin-kayınvalide temalı bir atölye yapılır mı?
Yapılmıyor. Mesela İngiltere’deki School of Life’ta böyle bir ihtiyaç yok. Öte yandan bizde anne-kız ilişkisi hiçbir zaman sorun olarak önümüze gelmez. Batı ülkelerinde böyle bir atölye olabilir.
“Kayınvalidelerin en büyük korkusu dışlanmak”
-Kadın çalışıyor. Çocuğa babaanne bakıyor. Akşam eve geldiğinde koyduğu kuralların çoğu çiğnenmiş. Bu durumda kimin sözü geçmeli?
Gelinler, bana karışmasın fakat gerektiğinde çocuğuma baksın istiyorlar. Ama öyle bir bakma olmalı ki istemediğinde o burada olmasın. Siz birine çocuğunuzu emanet ediyorsanız, onun kendi yoluna da saygı göstermek zorundasınız. Karşınızdaki bir robot değil, bakıcı da değil. O babaannesi onun. Babaannesi olduğu için de kendisini kayıtsız şartsız anneye
uyacak gibi görmüyor. Sevdiğiniz adamı da o yetiştirmiş. Madem o kadar beğenmiyorsunuz, adamı niye beğendiniz? Demek bir şeyleri doğru yapmış. 
-Ama gelin de diyor ki eski kurallar kalmadı, ben böyle yetiştirmek istiyorum.
İki tarafın da birbirine saygı göstermesi lazım. Sonuç itibariyle o çocuk kayınvalidenin çocuğu değil. Onlar da bunu aklına koymalı. Annesinin istediği gibi olacak. Anne de kabul etmeli ki kendisi orada olamıyorsa bir önceki kuşağın bilgisine, görgüsüne saygı göstermesi gerekiyor.


Kadın Dünyası * Erkek Dünyası * İletişim * motivasyon * Evlilik -- erkekçe, kadınca

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kadın Dünyası * Erkek Dünyası Evlilik -- erkekçe, kadınca